“`html
Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr – İzlanda, geçmişte sivrisineklerin bulunmadığı nadir bölgelerden biriydi. Ancak, yakın zaman içinde bu durum değişti. İzlanda Doğa Bilimleri Enstitüsü’nde çalışan bir entomolog, ülkede iki dişi ve bir erkek sivrisineğin tespit edildiğini duyurdu. Bu sivrisineklerin, başkent Reykjavik’te bir liman bölgesinde bulunması, uzmanları yurt dışından geldiği düşüncesine yöneltti. Sineklerin İzlanda’daki yaşam süreleri merak edilirken, küresel ısınmaya bağlı sıcaklık artışları, ülkedeki böcek çeşitliliğinin de artmasına sebep oluyor. Peki, İzlanda’da görülen bu sivrisinekler bize ne anlatıyor? Akdeniz Üniversitesi Biyoloji Bölümü Ekoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Çetin, bu konuyu Milliyet.com.tr’ye değerlendirdi.

İZLANDA’DA SOĞUK İKİLİM, YİNE DE GÖRÜLEBİLİR
Prof. Dr. Hüseyin Çetin, belirli sıcaklık seviyelerinde sivrisineklerin gelişimlerinin durduğunu vurguladı. Dünya genelinde 3.500’den fazla sivrisinek türü bulunduğunu belirten Çetin, “Bu türlerin çoğu sıcak ve tropik bölgelerde yaşar. Birçok sivrisinek türü, su sıcaklığı 8-10 santigrat dereceye ulaştığında gelişimlerini sürdüremez. İzlanda’nın iklimi genellikle soğuktur ve bu nedenle, yalnızca soğuğa tolerans gösteren türlerin burada hayatta kalması mümkündür.” dedi.
YENİ GÖRÜNTÜLER: DAĞLARDA SİVRİSİNEK TEHDİDİ
Uluslararası taşımacılık sisteminin gelişmesi, sineklerin hızlı bir şekilde diğer bölgelere ulaşmasını kolaylaştırdığını ifade eden Çetin, “Uçaklar ve gemiler, böceklerin başka bölgelere taşınmasını sağlamakta ve bu durum yayılmalarına zemin hazırlamaktadır” şeklinde konuştu. Çetin, iklim değişikliği neticesinde, soğuk bölgelerde de sivrisineklerin varlığını artıran sıcak havaların oluşabileceğini hatırlatarak, “Sivrisinekler daha önce bulunmadıkları soğuk iklimlerde bile ortaya çıkabiliyorlar ve burada üreyebiliyorlar. Ayrıca dağlık bölgelerde de sivrisinek sorunları görülmeye başlanmıştır.” şeklinde ekledi.

İzlanda’da tespit edilen sivrisinek türünün, dış ortamda uzun süre hayatta kalmasının zor olduğu bilinse de, iklimlendirilmiş kapalı alanlarda yaşayabileceği ve kanla beslendikten sonra üreyebileceği düşünülmektedir. Prof. Dr. Çetin, bu sivrisineğinCuliseta annulata türü olduğunu söyleyerek, soğuk iklimi seven ve genellikle kandığı kuşlar üzerinde beslenen bir tür olduğunu, insanlara yönelik büyük riskler oluşturmadığını, fakat ‘kuş sıtması’ gibi bazı hastalıkları taşıyabileceğinin tespit edildiğini belirtti.
“İklim değişikliği ve hızlı taşımacılık sektörünün etkisiyle, bu tür vakalar dünya genelinde sıklıkla karşılaşılır hale geliyor. Özellikle ‘Havalimanı Sıtması’ (Airport Malaria) durumları buna örnek oluşturuyor. Seyahat etmeyen bir insanın, başka bir ülkedeki bir sivrisinek tarafından sokulması, sıtma hastalığına yol açabilir.” – Prof. Dr. Hüseyin Çetin

ASYA KAPLANI SİVRİSİNENİN TEHLİKESİ
Küresel ısınmanın etkisiyle dünyada farklı sivrisinek türlerinin yayılması İzlanda için yeni bir durum olsa da, bunun yanı sıra geçmişte Türkiye’de de benzer olaylar yaşanmıştır. Bunlardan biri, İstanbul’un ekosisteminde yer edinmeye başlayan ‘Asya kaplan sivrisineği’dir. Bu tür, Uzak Doğu kökenli olup, uluslararası taşımacılık sayesinde önce Avrupa’nın farklı ülkelerinde daha sonra Türkiye’de tespit edilmiştir. Son yıllarda, özellikle Marmara ve Karadeniz kıyılarında yaygınlaşması dikkat çekmekte ve uzmanlar, bununla ilgili önlemler alınması gerektiğine vurgu yapmaktadır.
Asya kaplan sivrisineğinin diğer türlerden farklı olarak yüksek uyum gücüne ve üreme kabiliyetine sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Çetin, bu sivrisineğin yumurtalarının kuraklığa dayanıklı olduğunu da ekleyerek, “Gündüz vakti daha aktif olan bu sivrisinek, yumurtalarını suya yakın nemli yüzeylere bırakır ve bu yumurtalar kuraklık koşullarında altı aya kadar dayanabilir. Bu nedenle geleneksel mücadele yöntemleriyle bu sivrisinekle başa çıkmak oldukça zordur.” şeklinde ifade etti.

SAĞLIKLI SU KAYNAKLARI İÇİN NE YAPMALIYIZ?
Belediyelerin ilaçlama çalışmaları yetersiz kalmaktadır. Prof. Dr. Hüseyin Çetin, Asya kaplan sivrisineği gibi türlerle etkili bir mücadele için halkın bilinçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Çetin, konut çevresindeki zararlı su birikintilerinin engellenmesi gerektiğini belirterek, şunları ekledi:
“Asya kaplan sivrisineği, su birikintilerinde, yağmur suyu havuzlarında, araç lastiklerinde, saksılarda ve diğer kapalı alanlarda üreyebiliyor. Bu nedenle, çevredeki su birikintilerinin ortadan kaldırılması ve düzenli olarak temizlenmesi gerekiyor. Herkesin bu sürece katkıda bulunması önemli. yalnızca belediye görevlileri değil, muhtarlar, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar da bu mücadeleye dahil olmalıdır. Aksi takdirde, bu sivrisinek türü giderek daha büyük bir tehdit haline gelecek ve zamanla kontrol altına almak daha zor olacaktır.”
“`